Aunty sex chat online - Sohbete sex kamarada resimleri

(Öteki odada, Kompü-Kid annesi ile görüşürken, kızı ile arada sırada pantomimlerle konuşan baba, nihayet gazetesini atar ve seslenir) Hey, Kompü-Kid, eğer konuşmanızı bitirdiyseniz, okula gitmenin zamanı geldi. (Anne, öteki odadan Kompü-Kid’in tekerlekli sandalyasını oturma odasına doğru, arkasından iterek getirir, onun okul çantasını dizlerini üstüne bırakır. Baba pardesüsünü giyer, şapkasını alır, hanımının yanaklarından öper.

Hepsi evde kalan anneye “iyi günler”, dileyerek sağdaki kapıdan çıkarlar.

Onları masaya koymaya çalışırken, kendisine yardım etmeyen kızına yan yan bakarak) Günaydın küçük hanım.. Bu sabah, maşallah, eski İstanbul Tulumbacıları gibi avazın çıktığı kadar bağırabiliyorsun. (Fareye yan yan bakarak) Yani aradaki dostluğu bozmak da istemiyoruz, ama doğal kaynaklarımız kurudu.

Ben bir iki un paketinin dibini bir az delerim, sizlere çöreklik un çıkar. (Tabakta kalan peynir parçalarını Fare’ye uzatır) Al bunları ailene götür, yasak savsın! (Peyniri bir kağıt mendile sarar ve cebine koyar.) Bu, tüm aileyi iki gün idare eder. Bu, tüm aile için hiç de iç açacak bir şey değil sanırım. Ama olmazsa, büyük bir düşkırıklığına uğrayacağımı sanmıyorum. (Oğlunu bir kez daha kucaklar) Benim aslan yürekli yavrum. (Kollarını birden serbest bırakarak) Sen bana hala esas sorunu sormadın, değil mi? (Bir az çekingen) Peki anne, sen sordun, al yanıtı. Bizler, ikinizi de çok seviyoruz ve sizlerle mutluyuz.

Sana da sanki bugünlerde bir tembellik gelmiş gibi. (O anda oturma odasında sessiz oturan abla harekete geçer. (Etrafı araştırırken, kenardaki bir kitaplığın alt gözünde yatan flüt’ü bularak, rastgele bir iki nağme çalmaya başlar.) (Hayvanlarla birlikte, birden anime olarak) …sen de Binbir Gece Masalları’ndaki rakkaseler gibi göbek atar dururdun. Ben gençken, sütten peynir yapmasını bilirdik, ama bugünün çocukları hemen her gün dondurma yemek istiyorlar. Şey, sen ve babam, niye daha fazla çocuk sahibi olmak istemediniz? Bugün, dünyanın problemleri, çevre kirliliği, ekonomik sorunlar, eğitimin pahalılığı ve nüfus patlaması, her aklı başında aileyi çocuk sayısını iyiden iyiye düşünmeye ve sayıdan çok niteliğin ön plana alınması gerektiğini zorluyor.

(Kedi’ye süt dolu bardağı uzatarak) Sen şu sütü hele bir iç bakalım da, kursağına birşeyler girmiş olsun.

(Fare’ye bir gönderme yaparak) Aranızdaki dostluk da bozulmasın.

(Düşünceli) Doğru, çok doğru, daha tez bir cevap bulmamız gerekiyor.(O anda Anne elinde bıçak, çatal, ekmek sepeti olduğu halde diğer odaya girer, elindekileri masanın üzerine bırakır, yine çıkar.) Bakalım…

(Tuşlara basıp ekrana bakar.) Sizin ballı karıncaların şekerini satsak? Şey, sen boyuna ve kilona göre bir az fazla yiyorsun gibi geliyor bana.

(Fare’ye) Siz yolları bulmakta çok ustasınız, belki, okul dönüşü yollarını kaybeden karınca yavrularına trafik hizmeti verebilirsin. Bizler gibi orta halli, çalışan bir aile, ikiden fazla çocuğa nasıl bakabilir, giydirebilir ve gerekli eğitimi verebilir? (Bilgisayarınla oynayarak) Biliyorsun ki haplar, hormon içerir ve hormonların uzun zaman kullanımı ciddi rahatsızlıklar doğurabilir. Görüyorsun, senin sorunun, benim sorunum oluyor: benim sorunumun sizlerin sorunu olduğu gibi.

(Ekranla bir iki oynadıktan sonra) Depremleri ve diğer Doğa felaketlerini de önceden haber verme yeteneğin var ama, ne burada öyle bir merkez var, ne de ben seni Karadeniz’e, batacak bir gemiyle yollamaya kıyarım. Her yıl göğüs muayenesi yapman lazım, eminim ki senin doktorun arada sırada kendini nasıl muayene edeceğini göstermiştir.

(Annesinin ardından yüzünü ekşiterek ve onun son sözlerini yineleyerek) Zamane gençleri.. (Bir yandan yerken diğer yandan da kitaplarının arasından bir ödev defteri çıkarır, sayfaları karıştırarak nihayet aradığınıu bulur ve birşeyleri ezberlemeye çalışırcasına gözlerini kapar, ileri geri sallanarak arada bir birşeyler mırıldanır) (Arada bir başını tavana kaldırarak kendi kendine konuşur) İnsanlar belki birgün, uzaydaki astronotlar gibi, günde bir iki hapla yaşamayı başarıp, vakitlerini daha olumlu şeylere verebilecekler. (Omuzlarını kaldırır.) (Mutlu bir gülümeme ile, bıyıklarını burarak) Ne yaparsın Kompü-Kid, kedi denen yaratık, gençken, benim gibi düşünmüyor. Dizi seyretmek için akşamları ‘Tom ve Cerri Diskoteği’ne gidildiğinde, diğer külhan kedilere o gün kaç tane fare yakaladım diye hava atmayacaksın da ne yapacaksın? Tavuk etinden gına geldi bize ama ondan da ne gezer. Peynirler de pahalılaştıktan sonra, baban da cimri oldu.. Ben tulum peynirini sevmem ama, ablan ona bayılıyor.

235 Comments

  1. Any questions about what travel insurance does or does not cover should be addressed directly to the travel insurance company.

  2. The comfortable rim, the quick response and ease of articulation makes every register just sing out.

  3. Now, since we are still a new website, we only have 7 memberships left which we can give away this month.

  4. The resulting cooperation encourages collective tasks that promote the survival of each member of the group.

  5. The movie explores the culture wars between secularism and Christianity and is a reminder of the real spirit of Christmas–peace on earth and good will to Based on the classic book, “The Other Wise Man,” this fictional story is set in Biblical times.

  6. Are you single in Argyle and searching for a single person to spend the rest of your life with?

  7. I mind how once we lay such a transparent summer morning, How you settled your head athwart my hips and gently turn'd over upon me, And parted the shirt from my bosom-bone, and plunged your tongue to my bare-stript heart, And reach'd till you felt my beard, and reach'd till you held my feet.

Comments are closed.